Göç Rekoru Çamurçulluğun


Ülkemizde de görülen çamurçulluu adlı kuş türü,hiç durmadan en uzğa göç etme rekorunun sahibi oldu!!


Dünyanın farklı yerlerinde yaşayan çamurçullukları her sonbahar,kışı geçirmek üzere ılıman bölgelere göç ediyor.ABD'dn araştırmacılar,yazı Alaska'da geçiren çamurçullukların sonbahrda Yeni Zellanda'ya yapıkları göç yolculuğunun ayrıntılarını ortaya çıkarmış.Bunu için çamurçulluğu sürüsündeki kuşlardan bazılarının katlarına minik radyo takmışlar.Kuşlara takılan radyo vericilerinin bazıları yolda düşmüş.Ancak; öteki radyo vericilenden gelen sinyaller sayesinde kuşların göçü internet aracılığıyla izlenebilmiş.Bazı kuşların,göç yolculuğu sona ermeden Yeni Zellanda yakınlarında durup dinlendiği belirlenmiş.

Ancak;içlerinden biri,hiç durmadan 11.655 kilometre yol alarak rekor kırmış!

Araştırmacıların hesalarına göre,rekortmen çamurçulluğun saatte ortalama 70 kilometre yol almış olması dikkat çekiyor.

Çiftçi Karınca, Doktor Karınca


Uygarlığımızın mihenk taşlarından birisi kuşkusuz sürdürülebilir tarımdır. İnsanoğlu çiftçiliğe yaklaşık 10,000 yıl önce başladı, oysa karıncalar bu işi 50 milyon yıldır yapıyorlar. Microbiology Today dergisinin Kasım 2008 sayısında yayımlanan makaleye göre, ‘Tarım, insanlığın baskın tür haline gelmesine yardım ettiği gibi yaprakkesen karıncaların da otçullar içerisinde baskın tür olmasını sağladı’.
Yaprakkesen karıncalar Amerika’nın ılık bölgelerinde yaşarlar. İleri tarım sistemi geliştirerek bazı mantar türleriyle mutual (tarafların karşılıklı olarak birbirlerinden yararlandıkları ortak) yaşam sürdürürler. Yaprakkesen karıncaların değişik türleri değişik mantarları seçerler. Bu mantarları yer altında yuvalarında büyütürler ve karıncalar mantarın ürettiği gongylidia adı verilen bir yapıyla beslenirler. Karıncalar mantarlarını bir tarlaymış sürer gibi sürüp işlerler, onu taze toplanmış bitkilerle beslerler, onu böceklerden ve küflenmekten korurlar.
Mantarlarını yetiştirdikleri bahçeleri toprak odalar olduğundan hastalığa sebep olan mikrop ve virüslerle sık sık karşılaşırlar. Bu hastalıklar tüm bahçeyi ele geçirip yok edebilir ve karınca kolonisini öldürebilir.
Yapılan gözlemlerde bazı işçi karıncaların gövdelerinin altında muma benzer bir madde olduğu fark edilmiş. Madde yakından incelendiğindeyse aslında bunun yararlı bir bakteri olduğu ortaya çıkmış, actinobacteria grubundan olan bu bakterileri bizler de kullanıyoruz: Antibiyotik üretirken! Antibiyotiklerimizin %80’i bu gruptan gelen bakterilerden üretilir. Karıncalar yararlı bakterinin ürettiği anti-mantar bileşiklerle kendi mantarlarını zararlı bakteri ve virüslerin saldırılarından koruyorlar. Mantar gibi yararlı bakteri de karıncalarlar mutual yaşıyor: onların mantarlarını koruma karşılığında karıncanın vücudunda yapışık yaşayıp orda besleniyor ve toprakta yaşadıklarından daha rahat, çekişmesiz bir hayat sürdürüyorlar.


(kaynak)

Artık Işığı Durdurabiliriz!!!


Harvard Üniversitesi’nden fizik profesörü Lene Vestergaard Hau ve ekibi, ışıkla oynuyor. Ekip, yaptığı çalışmalarla daha önce ışığın hızını saniyede 17 metreye kadar düşürebiliyordu. Işığın boşlukta hızı saniyede yaklaşık 300 bin kilometredir.
Devam eden çalışmalar sonucu, ışığı tamamen durdurmak mümkün oldu. Bunu yapabilmek için Mutlak sıcaklığa çok yakın bir sıcaklığa ( yaklaşık -273 derece) kadar soğutulan çok yoğun sodyum bulutu kullandılar. Bu buluta Bose-Einstein bulutu deniyor. Bu bulutun içindeki atomlar çok sıkışık bir durumda bulunuyor.
Bose-Einstein bulutuna gönderilen ışık ışınının bir çeşit madde hali oluşuyor. Bu madde halini bulut içinde başka bir yere nakleden ekip daha sonra bu maddenin tekrar ışığa dönüşmesini sağladı.
Bu buluş bilim insanlarının optik bilgiyi istenilen şekilde işlemeyi sağlayabilecek.
Araştırmayı yürüten Hau, Einstein’in ortaya koyduğu görelilik yasalarına aykırı olmadığını belirtti ve Einstein’in bu çalışmayı görmesi halinde bir hayli şaşıracağını söyledi.

Bebek Gezegen


Almanya'dan gökbilimciler,Güneş'e benzeyen bir yıldızın çevresinde dönen yeni bir gezegen keşfettiler.

Bu gezegenin özelliği henüz "bebeklik" çağında olması.Yeni gezegen,yalnızca 8-10 miyar yaşında!Dünyamızınsa 4,5 milyar yaşında olduğu sanılıyor.Araştırmacılaryeni gezegene"TW Hya b" adını vermişler.TW Hya b "TW Hydae" adı verilen bu yıldızın çevresnde dolanoyor.

Bu yıldız da,Dünya'dan yaklaşık 182 ışık yılı uzaklıktaki Hydra(su yılanı)Takım Yıldızı'nda bulunuyor.

Bebeklik çağındaki bir gezegenin keşfedilmiş olması gezegenlerin nasıl oluştuğunu ortaya çıkarmaya çalışan araştırmacılar açısından çok önemli.Bebek gezegenini kütlesi,Jüpiter'inkinin 10 katı kadar.Yıldızın çevresini yalnızca 3,56 günde dolanıyor.
KAAN ÖZTAŞ

Evrenin Zarafeti


Bir şey keşfetmenin insanın yeni bir şey görmesi değil de bakışını biçimlendirmesi demek olduğu söylenir. Evreni sicim kuramı tarafından biçimlendirilmiş bir bakışla gören okurlar yeni manzaranın nefes kesici olduğunu görecek. Dünyanın her yerinde matematikçiler ve fizikçiler şimdiye kadar oluşturulmuş en iddialı fizik kuramı olan sicim kuramı üzerinde çalışıyor. Sicim kuramı Einstein’ın otuz yıl boyunca üzerinde çalıştığı birleşik alan kuramına giden yolda önemli bir adım. Bilim nihayet “büyük olana ilişkin yasalar” (genel görelilik) ile “küçük olana ilişkin yasalar” (kuantum mekaniği) arasındaki neredeyse yüz yıllık uçurumu kapadı. Sicim kuramı modern fiziğin en önemli konularından bu ikisini, evrendeki bütün harikulade olayların tek bir birimin (maddenin özünü oluşturan çok ama çok küçük enerji iplikçiklerinin) titreşimlerinden doğduğunu açıklayarak, büyük bir maharetle uyumlu bir bütün haline getirmiştir. Ayrıca doğanın tüm kuvvetlerini birleştirme olanağını da içinde barındırdığı için kimi fizikçiler süpersicim kuramını “Her Şeyin Kuramı” olarak nitelemektedir. Önde gelen sicim kuramcılarından Brian Greene, çok açık ve anlaşılır bir dille yazdığı bu kitapta okuyucuya nihai kuram arayışının ardındaki bilimsel hikâyeyi ve bilim insanlarının çabalarını anlatıyor. Sicim kuramı, yazarın da gayet canlı bir biçimde anlattığı gibi evrenin öyle değişik bir görüntüsünü ortaya çıkarıyor ki, fizik dünyası hâlâ bu şokun dalgalarının etkisi altında. Heyecan verici ve çığır açıcı fikirlerin, örneğin uzayın dokusunda gizli yeni boyutlar, temel parçacıklara dönüşen kara delikler, uzay-zamanda yarıklar ve delikler, birbirlerinin yerine geçebilen çok büyük ve çok küçük evrenler ve bunlar gibi birçok başka fikrin, günümüzde fizikçilerin üstesinden gelmeye çalıştığı bazı sorunların çözümünde çok önemli bir yeri var. Evrenin Zarafeti bu konuda yapılan keşifleri ve hâlâ çözülememiş gizemleri, durup dinlenmeden uzayın, zamanın ve maddenin nihai doğasını araştıran bilim insanlarının yaşadığı coşkuları ve hayal kırıklıklarını yetkinlik ve incelikle bize aktarıyor. Brian Greene akıllıca kullandığı benzetmelerle, fizikte bugüne kadar ele alınmış kavramlardan en karmaşık olanlarını gerçekten de eğlendirici bir anlatımla okuyucu için kavranabilir hale getiriyor ve bizi evrenin nasıl bir işleyişi olduğunu anlamaya daha önce hiç olmadığı kadar yaklaştırıyor.
KAAN ÖZTAŞ

Mars Görevinde Suçlular Belli Oldu


Mars'ta araştırmalar yapmak üzere 1996 yılında uzaya gönderilen ve geçtiğimiz yılın Ekim ayı dolaylarında mühendislerin bağlantı kaybı sonucu gözden çıkardıkları 10 yıllık Mars Küresel İnceleme Aracı'nın (MGS) ihmal kurbanı olduğu açıklandı. NASA yetkililerinin araştırmaları sonunda yaptıkları açıklamada, Dünya'ya binin üzerinde eşsiz Mars fotoğrafları sağlayan 247 milyon dolarlık uzay aracının bilgisayar hafızasında yapılan hatalı değişiklikler nedeniyle bataryalarının çok ısındığı ve iletişimin bu nedenle kaybedildiği belirtildi. MGS'nin kaybından sonra geriye, Mars çevresinde araştırma yapan yalnızca 3 uzay aracı kaldı.
KAAN ÖZTAŞ

Almanya'da Kemik İliğinden Sperm Üretildi


Almanya'nın 3 farklı üniversitesinden bir araya gelen araştırmacılardan oluşan bir ekip, insan kemik iliğinden elde ettikleri kök hücrelerden, erginleşmemiş sperm hücreleri üretmeyi başardılar. Elde edilen bu sperm öncülleri başarıyla olgunlaştırılabilirse, erkeklere yönelik kısırlık tedavilerinde de kullanılabilecek. Tabii ki yapay ortamda üretilen sperm ya da yumurta hücrelerinin kullanımının hukuksal açıdan sakıncalı olmadığı ülkelerde. Bu çalışma, insan sperm öncüllerinin bu şekilde yapay olarak elde edildiği ilk çalışma. Öncüllerin olgunlaşması sırasında genetik değişikliklerin görülebilme olasılığının da bulunduğunu vurgulayan araştırmacılar, kısırlık çalışmalarına katkı sağlanmasından önce yapılması gereken çok iş olduğunu belirtiyorlar.
KAAN ÖZTAŞ

Böcek Virüsünden Nezle Aşısı Üretildi


Rochester Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları, genetiğiyle oynadıkları bir virüsle enfekte ettikleri tırtıl hücrelerinden bir tür nezle aşısı elde etmeyi başardılar. Piyasada satılan nezle aşıları, nezle yapıcı bir proteini kodlayan özel bir genin tavuk yumurtalarına aktarılmasıyla elde ediliyor. Bu süreç, hem uzun hem de kirlilik gibi aksaklıklara karşı hassas. Araştırmacıların yeni geliştirdikleri teknikteyse, bu genin aktarıldığı virüsler, tırtıllara veriliyor ve enfekte edilen tırtılların hücrelerinden bol miktarda aşı proteini üretiliyor. Hem daha hızlı, hem de kalıtsal kirlilik tehlikesi olmayan, ucuz bir teknik. Tekniğin, virüsün tanımlanmasından aşının üretimine kadar geçen 6 aylık süreyi 2 aya indirebileceği vurgulanıyor.


KAAN ÖZTAŞ